Kategori arşivi: Günlük

Dün Geceki Rüya, 1 Nisan 2015 Şile

Bugünlerde ağrılarım azdıkça azıyor. Sızlıyorum. “Gamlı bir gül” gibiyim. Rüyalarıma girer oldu bu hâller? Oturmuş düşünüyorum. Düşündükçe bir şeyler karaladığım, şiirler yazdığım, düşler kurduğum sağlıklı günlerin anıları hücum ediyor içime. Şükür ki gençliğimde pek bir sağlık sorunum olmadı. Ne ağrı ne bir sızı. Gönülden olan buna dâhil değil!
Dün gece bir rüyamda büyük bir kitap gördüm. Adını okumaya çalışıyorum. Ne yapsam nafile! Bir türlü kitabın adını çıkaramadım. Tam uçurumun kenarından yuvarlanıyormuşum gibi bir hâletiruhiye yaşıyordum ki okuyamadığım kitabın adı belli belirsiz ve bir anda geçiverdi: AĞRI!
Uyandım. Hayrolsun, dedim. Daraltan şey, şifasıyla gelecektir, imanım tam.
Ama yine de, “Şimdi durup dururken,
Niye gerisin geri döndü ki bu ağrılar?” demeden de edemiyorum.
***
Öğle. 12.37… Birden aklıma 2000’lerde Kayseri’de şair Ali Ekecik’le konuştuğumuz Hüsrev Hatemi hocanın Ağrı adlı kitabı geldi. Eve gidince yeniden karıştırmam lazım.
***
Eğer ağrılarım hafifler ya da yok olursa ruhuma pompalayacağım gençlik sevinci aşısıyla bozkıra, kırlara giderek cebime topladığım küçük taşları saatlerce boşluğa fırlatacağım ve deliler gibi seveceğim kır çiçeklerini

Reklamlar

1007 Gecenin Köpüğü

Bay Günlük,

Tatil geldi geçti ama pek bişiy yazamadım.

Şimdi de kısa kesiyorum.

Kendine iyi bak.Görsel

Gecenin Köpüğü 101

Görsel

Bay gecelik,

Bunu niye yazdığımı ben de bilmiyorum. Belki de 1 Şubata erkenden girme isteği… bir iki alıntıyla selamlayıp geçeceğim buradan, affola!

Her ne kadar “Bay gecelik” diye başlasam da bir nevi günlük sayılır bu da. İhmal etmişim, unutmuşum, yeni aklıma geldi. Rüyalara inanıyor, bağışla bu fakiri! Dinlediklerime ayırdım daha çok geceyi. Gerçi kısa da olsa bir şiir armağanları olmadı değil. Okuduklarımdan bir iki dize paylaşsam olur mu?

Her tanışmayı bir ayrılma say

Hüsrev Hatemi

nehirlerini kaşıma çocuk
bırakma yalnızlığını ortalık yerlerde
bitmiş bir masal değilsin ki daha
daha yeni gördün yeni dokundun erguvanlara

– İbrahim Yolalan

Bay gecelik,

Melâl beni yine üzdü . Nefessiz kaldım.Kalbime dahil ettim bir melali” daha!

Dilim yandı, dilin yansın senin de,

Bay gecelik!

***

Hadi sen uyu!.. En son bir kez daha “I Shall Wait” dinledin Mark Eliyahu‘dan… Füruğ ile Cibran‘dan dizeler okudun. Rüyanda bir yolculuğa çık, ruhunu gezdir derinliklerde!.. Sabah yakın, O’na daha yakınsın, nasibimize düşecek gün ışığı ile karşılaşırız inşallah! Amin…

 

Günlerin Köpüğü 1005

Bay günlük,
Bugün Cüneyt hocamla Feyste paylaştığımız yorumu ekleyeceğim buraya.
Hadi hayırlısı…
Görsel
Cahit Sıtkı, Zİya Osman’ın “mahcup” ve “sıkılgan” mizacı ile şiirlerinin ‘forme’ bakımından noksan/fakir oluşu arasında bir ilgi kuruyor. Enteresan.. Örneğin güneş gözlüğü ile dolaşmaktan sıkılmam, saçlarımı uzatamamam, top sakal bırakamamam, kulağıma küpe takamamam ya da ne bileyim, sıradışı işler ya da uygulamalardan kaçınmam… umut yok mu?…
şaka bir yana,Tarancı’ya katılıyorum.

“cömert bir ‘fond’ zenginliği ve buna mukabil ‘forme’ hususunda noksanlık. Ziyacığım, şiirde olsun, bu mahcubiyetten, sıkılganlıktan kurtulmalısın.” (Ziya’ya Mektuplar, 15. mektup, Cenevre: 26.9.1940)

Beğenmekten Vazgeç ·  · 24 dakika önceMugla, Turkey yakınlarında · 

Günlerin Köpüğü 1003

Görsel

Bay Günlük,

Necati Tosuner’i bilir misin? İşin doğrusu ben de pek bilmiyorum. Bir alıntı yapayım istedim ondan senin için, işte o:

“Beni kurtaran hiçbir şey olmayacaktır. Biliyor ve korkuyorum. Yüreğimde artık her şeylerden usanmış bir yorgun özlem ve düşlerimin kendini bilmezliğiyle, belki bir süre daha böyle gidecektir. Sonra? Düşünmek istemiyorum.

””Çıkmazda”dan.

***
Salih Güzel ‏@salihguzel diyor ki bir tivitinde:

“Gögdelenler, güzelim sokak kavramını yerle bir eyledi…Yazık!”

@salihguzel ah o güzellikler… şimdi bizim çocukların çocukluk diye bir şey varsa onu hatırlayacakları bir sokak bile yok!

***
Aşk onları biliyor. Onlara aynı yerden bakıyor.
Onlar bilmiyorlar ki aşk nedir? Onlar için aşkı Marguerite Duras açıklasın: “Onunla buluşmayı değil, yalnız kalmayı istiyor şimdi. Onu düşünmek, onu bilmek, onu sevmek için…”
Muhabbetle.

Günlerin Köpüğü 1002

“burayı çok seviyorum.” dedim.

uzaklara baktıktan sonra, içine döner gibi;

“ama ben seni seviyorum.” dedi.

Günlerin Köpüğü 1001

Görsel

Ah ki, nice zamandır Twitter, Tumblr ve Facebook‘tayım ve bir “Beğen” için kırk takla atıyorum, kendimi paralıyorum cafcaflı bir dize, cafcaflı bir söz paylaşayım diye. Gerçi dostlar birkaç tıksız bırakmıyor ama neye yarar ki? Genellikle günü bunların avuntusuyla kapatıyorum.

Günler böyle böyle… Her Allah’ın günü böyle geçiyor. Belki sarmalına TV almamış ama Twitter&Facebook kültürü fazlasıyla var. Bu bir yenilgi mi? Kim bilir? Yenilgi oluşunu daha önemli şeylere imza atmama mani olması diye açıklayabilirim. Yenilgiler üzerine bir sanal zevk! Hepsi bu.

Osman Konuk‘tu sanırım;  “nefsimizin soytarısı ve hizmetkârı olmaktanbahseden bir konuşmasında.

Bundan sana sığınırım Tanrım!

Kimi zaman “Günaydın”la başlayıp “Herkese iyi geceler!“le biten akşamlı günler…

Twitter, Tumblr ve Facebook’ta paylaştıklarım da günlüğün bir parçası değil mi? Mesela şu dize ne vurucu:

Sen hiç âşık oldun mu?” – Fethi Gemuhluoğlu

Geçen gün de:

Allah’ım ne güzel arkadaşlarım varmış. Bunun için sana çok teşekkür ederim.” demişim.

Aslında bir şiire başlangıç da olmuyor değil…

Turgut Uyar’dan iki dizeyle günün köpüğünü patlatmadan evvel Melal Zen‘e teşekkür etmeliyim… İşte şairin dediği:

bu şehri nasıl yapmışlar böyle üst üste
ne gökyüzü koymuşlar, ne günaydın!