Ben Ateşte Söyleşirken

Güneşin ipi, kuşun dili…

Badem çağlası, erguvan imparatorluğu, iğde kokusu derken sıra, dalların üstünde yanan ateşi yazmaya geldi. Kışkırtıcı ateşi, kışkırtıcı bir ateşin öyküsünü…

Evet, “su boğar, ateş yakarmış!” Her bahar mayıs ayında iki kızıllık taşar iki ağacın dallarından. İkisi de önce dalların üstünde ateş yakar, sonra yüreklerde. Kiraz ve narçiçeği!.. Dallarda yanan bu coşkuyu önce narçiçeği için kullanmıştım. Şimdide kiraz için kullanıyorum. Biri meyve, diğeri çiçek! Ortak yönleri kıpkırmızı, yakıcı ve iç gıcıklayıcı olmaları. Bu özellikler hangi insanı kışkırtmaz ki! Çünkü işin içinde aşk var…

Hangi şair, dil işçiliğinin ince gergefi şiirlerinde bir kadın güzelliğini anlatırcasına dillendirmemiş bunu, hangi ressam tuvalinde renklendirmemiş fırçasıyla dal üstündeki naif ateşleri, temaşa edenin ta içinden yangınlar tutuşturan?

Ben ateşte söyleşirken, kiraz zamanı gelir…

***

Öğretmenler odasındayım, arkadaşlar kiraz ağaçlarının çiçek açtığını konuşuyor. Baharın en güzel habercilerinden biri de kiraz ağacının çiçekleridir. Dağ eteklerindeki, ovadaki çiçekli dallar; öylesine duru, öylesine nazik, öylesine alımlı ve temiz… Kiraz ağaçları mart ayı sonunda çiçek açarak belli belirsiz kokusuyla nisan ayı boyunca muhteşem manzaralar oluşturur.  Bahçe duvarınızın üstüne oturup kiraz çiçeklerini izlerken ya da ağacın dibine kadar gidip bakarken hayran kalmaz mısınız? Kiraz çiçeklerinin kızıla çalan sıcaklığının yüreğinizin derinliklerine işlediğini hissedersiniz. Kendi bahçenizde ya da bahçeniz yoksa bunu komşu bahçelerde yapıyorsanız, ne kadar da üzülürsünüz.

Bugün ders sonrası kırlarda, çevrede dolaşarak ağaç dallarının altına gömülmüş patikadan yürüdüm. Etraftan taze yaprak ve nemli toprak kokusu geliyordu. Karşıyı zeytin ağaçları öbek öbek kaplamıştı. Papatyalar da işin cabası. Dalları yere sarkan kiraz ağacının altından geçerken belli belirsiz bir rüzgâr çiçeklerini omuzlarıma ve ayaklarımın dibine düşürüyordu.  Düşen çiçekler ağacın altını serilmiş bir halı gibiydi.

 

***

 

Gülgiller ailesinden olan kiraz ağacı çiçeğinin rengi, küpe biçimindeki ya da kalp biçimli ince kabuklu, tatlı sulu ve tek çekirdekli meyveleri hepimizin en sevdiği meyvelerdendir. Piramitsi bir tacı, uzunca yumurta biçimli ve dişli kenarlı yaprakları, birkaç tanesi bir arada küme oluşturan beyaz çiçekleri vardır. Kiraz ağacı meyvesinin biçimi, rengi ve tadıyla farklı güzellikler yaratır. Bu güzelliği anlatmak için Rifat Balaban tarafından derlenen “Dalları bastı kiraz!..” diye başlayan Ankara yöresi türküsünün sözlerinden daha uygun ifadeler bulunabilir mi?

 

“Dalları bastı kiraz.

Gel bize biraz biraz.

Senin aşığın oldum;

Gönlüme gel gir biraz!..”

 

Kirazın kırmızı, sarı pembemsi, alacalı ve bordo renkleri vardır. Ülkemizden yaygın çeşitleri kara bodur, dalbastı ve napolyon’dur. Kiraz ağaçlarının gövdesi genellikle pürüzsüz ve kaygan olduğundan tırmanmak zordur.   Süs kirazı olarak tanınan Uzakdoğu kökenli bazı kiraz çeşitleri de harika görünümleriyle yaygın olarak süs bitkisi olarak yetiştirilir.

Tabii ki bir de kiraz tadındaki halamı, Kiraz halamı unutmamam gerekir. Dualarım, kiraz aydınlığında onunla olsun.

 

***

 

Bir şair, çılgın beyaz kiraz çiçeğine “Bahar sensin!” dese, ne çok yakışır. Çünkü kiraz ağaçlarının çiçek açması, dünyanın neredeyse bütün toplumlarında baharın artık geldiğini müjdeler. Kiraz ağacı çiçek açınca, bütün dünya sanki ‘kiraz çiçeği’ açar. Güneşe aşık kiraz çiçeklerine ay saklandığında seyir zamanı başlar. Boğazda tekneyle düzenlenen erguvan seyir turlarını saymazsak bizde çiçek seyir festivalleri yoktur. Böyle bir kültür, böyle bir gelenek oluşmamış. Ülkemizde daha çok meyve festivalleri düzenlenir. Biz kiraz festivalleri düzenlerken, başka ülkeler ‘Kiraz Çiçeği Açma Festivalleri’, ‘Kiraz Çiçeği Seyretme Festivalleri’ de düzenler. Kiraz çiçekleri seyretme özellikle Japonların, Japon Haikularının vazgeçilmezlerinden. Çünkü Haikular, bu seyrin doğaçlama ürünleridir.  Gök Ekin Yayınlarından Bengisu Özsoy’un Takahama Kyoshi’den Haikular çevirisindeki kiraz çiçeklerinin şiiriyetini okuyorum. Özenmiyor da değilim bu tür şiirler yazmak için ama şimdilik olmuyor. Şiir yazma hevesim yerini kiraz çiçeklerinin sarhoşluğuna bırakıyor.

 

“Çisil çisil yağan

Hoş yağmurda

Kiraz çiçekleri sarhoş.”

 

Kiraz çiçekleriyle kendinden geçen insanlar var mıdır bizde de, Japon şair Takahama Kyoshi’nin dediği gibi “Kiraz çiçeklerinin aydınlığında” anlamaya çalışıyorum bunu.

 

“Ne büyük bir suç,

Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor,

Kyoto’nun bayanları.”

 

Kiraz çiçeği bulutunun bir şiir gibi selamladığı,  daldan dala zıplayan haylaz bir çocuk değilse;

 

“Kiraz çiçeği ağacının tepesinde,

Bir görünüp bir kaybolan

Hangi kuş ki?”

 

Haikular’da kiraz çiçeğiyle ilgili birçok deyim geçmektedir. Örneğin, “çiçek bulutları” diye bir deyim geçiyor. Bu, kiraz çiçekleri tam açtığında ve uzaktan buna bakıldığında pembe bulutlar gibi gözüktüğünden yola çıkılarak söylenmiştir. “Kiraz çiçeği yağmuru” deyimi, kiraz çiçeklerinin açması hep yağmurlu bir döneme denk geldiğinden kullanılmıştır.

Japonlar kiraz çiçeklerini akşam da görmek için kiraz bahçelerini ışıklandırırlar. Bu yüzden “akşam kiraz çiçeği”  deyimi doğmuş.  Dağ kiraz çiçeği, diğer kiraz çiçeklerine göre daha yabanidir. Farklı bir tür olmasına rağmen görsellik açısından şehirdekine yenilmiyor. Sobalar çıtır çıtır yanarken içinde dağ kirazı anıları olanlar vardır eski bir dosta rastlamış gibi.

Kiraz ağaçları çiçek açmadan baharın geldiğine inanmaz Japon halkı. Kiraz ağaçlarının gölgesinde piknikler yapan Japonlar, hem kiraz çiçeklerinin muazzam görüntülerinin hem de güneşli pazar günlerinin keyfini çıkarırlar.

 

***

Ağaç, bağ, bahçe… Her ağacın dili, tarihi, coğrafyası vardır. Kirazın da. Kirazın anayurdu Anadolu’ dur. Şimdi fındığıyla meşhur şehrimiz Giresun isminin Kerazus- Kiraz olduğu gerçeğini de küçük bir bilgi olarak vereyim… Yabani kirazlar da ormanlarımızda oldukça büyük yer tutar ve Anadolu’nun her tarafında yetişir. Kiraz meyve ağacı olarak İ.Ö. 71 yılında Romalı komutan Lucullus tarafından Roma’ya götürüldüğünü ve oradan da Avrupa’ ya, dünyaya yayılmıştır. Çiçeklerle donanmış kiraz ağacı güzelliğin, nezaketin ve alçakgönüllüğün sembolüdür Japonya’da.  Çin’de ise ölümsüzlüğü sembolize eder kiraz.

 

***

Şiirin simgelerindendir kiraz. Bitkilerle tedavi uzmanı Maurice Mességué; “Eğer meyve bahçenizin önde geleni elma ağacı ise, ikincisi kiraz ağacı olmalıdır” diyor. Çünkü güzellik ve nazıyla sevgili ondadır. Sevgilinin kiraz ağzını ve dudaklarını şiirlerinden geçiren şairlerimiz vardır. Karacaoğlan, Seyrâni, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Edip Cansever ve daha niceleri. Manilere ve atasözlerine de girmiştir kiraz… İşte birkaç kirazlı dize örnekleri: “Ağzı kiraz, dudakları kırmızı.” (Karacaoğlan), “Dudağının rengi sultani kiraz” diyen Seyrani, bir başka dizesinde de sevgiliden ayrılmanın ya da ayrı kalmanın, onu üzdüğünü, zayıflattığını anlatmak için de; “Kiraz çubuğu gibi boynum inceldi.” benzetmesini kullanmıştır.

Ressam Şair Bedri Rahmi Eyüboğlu da kiraza hem yazılarında hem de şiirlerinde yer vermiştir. “Türküler Dolusu” şiirinde;

 

“Kirazın derisinin altında kiraz

Narın içinde nar

Benim yüreğimde boylu boyunca

Memleketim var!..”

 

diyerek insanımızın sıcaklığıyla kendisini,  memleketin boylu boyunca güzelliğiyle yüreğini özdeşleştirmiştir.

Kiraz, Edip Cansever’in “Yaz Mutluluğu” dediği şeydir:

 

“Sen bir karanfilsin, delisin

İçlisin de, bükersin hemen boynunu

Mendilin içindeki kirazdır

Mendilin içi kiraz

Bilmem ki, ne desem, yaz mutluluğu.”

 

Asker mektuplarındaki yürek çırpıntısı kirazlı manilere ne demeli.

 

“Bir dalda iki kiraz

Biri al biri beyaz.

Sevdiğini bileyim;

Mektubunu sıkça yaz!..”

 

“Armudun önü, kirazın sonu (yenmeli).” atasözüyle de, kirazın esaslı yenme zamanı anlatılmak istenmiştir.

Ben ateşte söyleşirken, kiraz zamanı gelir… “Kiraz zamanı gelince / Dal üstünde ateş yanar.”

Ağzına kadar dolar kiraz sepetleri. Kiraz ağaçları üstünde çocuklar ve kulaklarını süsleyen kirazdan küpeleri.

 

***

 

Kiraz sadece meyvesiyle değil, kökleri, kerestesi, kabukları, zamkı, yaprakları, çiçekleri, çekirdeği ve saplarıyla kullanılabilen çok yönlü bir ağaçtır.

 

***

 

Ülkemizde bölgelere has ağaçlar vardır. Amasya’nın elma bahçeleri, Bursa’nın şeftali bahçeleri, Giresun’un fındık bahçeleri, Rize’nin çay bahçeleri,  Alaşehir’in asma bağları, Turgutlu’nun erik bahçeleri, Nazilli’nin incir bahçeleri, Antalya’nın portakal bahçeleri, Akhisar’ın, Ayvalık’ın, Gemlik’in zeytin bahçeleri ve İstanbul ‘un laleleriyle erguvanları vardır. Bunlar birer gerçek. Bu yerleşim birimleri bu ağaçlarla bilinir. Bu şehirlerden olmak demek bu ağaçlarla büyümek, çocukluğunu bu ağaçlarla geçirmek demektir. Bu toprakların insanlarıyla ağaçlarının kaderi aynı gibidir.  Bu bir evvel anlaşması, “her şey yazılı değil midir zaten?” Biraz dikkat edin bu insanlarda bu ağaçların ışıltısını, sesini, rengini, çiçeğini, gövdesini, dallarını görürsünüz.

Ege coğrafyasını gezenler Ege’nin zeytin, asma, erik, şeftali, incir ve kiraz bahçeleriyle bir yeşil duvağı andıran cömertliğine hayran olurlar.  Kendine bahçeden girenler bir içe çağrıyla baş başa kalırlar evvelinde ahirinde sahibine doğru özgürleşerek. Ege’yi gezip görenler hem içlerinden hem de haykırarak “İyi ki, buralara gelmişiz…” derler, demişlerdir mutlaka. Kiraz ağacı hemen hemen her bölgede yetişmesine rağmen Ege’nin ağaçlarındandır, denilebilir.  Buraları gezerken yaprakların yeşilliğiyle kiraz kırmızısının en güzel, en cömert izdivacını bulursunuz dört bir yanınızda. Dağ eteklerinden bin bir çeşit meyve bahçelerinin arasından kıvrılıp giden Faruk Nafiz’in dediğine benzer yılan yolları geçtikçe hayran olursunuz yörenin ovasına, bayırına, dağına… Nice hayaller kurarsınız yollar uzadıkça alabildiğine. Salihli, Bozdağlar’a tırmanırken Allahdiyen, Ahmetli, Urganlı, Dalbahçe, Turgutlu, Turgutlu-Manisa arası, Armutlu, Bağyurdu, Kemalpaşa kiraz bahçelerini gördükçe, “Yaratan, övmüş de yaratmış bu coğrafyayı!..” dememek mümkün mü?

Salihli’nin ve Turgutlu’nun dağ köylerinin Napolyonlarını; Zile’nin kirazını yemeye doyamazsınız. Hele bir de Zile Kiraz Festivali’ni yaşadıysanız keyfinize diyecek yok. Festival dedim de, yurdumuzda doğusundan batısına kiraz adına düzenlenen o kadar çok festivalle karşılaşıyorsunuz ki, saymakla bitmiyor…

Bahçelere, bahçe sahiplerine Mevlevi bir aşk olsun!…

 

İSMAİL KARAKURT

Reklamlar

Etiketlendi:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: