Etnik Müzikler Üzerine

Evrensel bir dil olan müzik, her coğrafyadan ait olduğu kültürlerin ve insanların esintilerini getirir gönlümüze. Rengini, dilini bilmediğimiz insanları, gidemeyeceğimiz coğrafyaları birleştirir içimizde. Bazen sadece bir ıslık, bazen gırtlak ve nazal seslerle söylenen o yöresel ezgilerde binlerce yıllık, büyüleyici bir derinliği ve huzuru buluruz.

Bu ezgilerde bizi çeken ve büyüleyen, ruhumuzu tutup bırakmayan şey, bir kendinden geçiş, yalınlık, coşku ve cezbe halidir ve illaki her coğrafyada insan olmanın hakikatidir.

Buraya iki dinleme parçası da koymam gerekir.1. parça adı gibi insanın içini yakan hatta kavuran Azerbaycan müziğinden müzisyen MAMEDOVA VE ZÜMRUD MOVLUD KYİZİ’ye ait DİLKEŞ, 2. si Endülüs müziğinden bir flemenko örneği AHMED AL RAŞHİD’den EL AMOR PERDİDO parçası. Daha yüzlerce,binlerce örnek saymak mümkün bu konuda.

Musiki üzerine söylenecek çok şey vardır fakat ben konuda haddimi aşmak istemem ancak şu örneği de atlamadan geçemem.

Abbasi Devleti döneminde, ulemanın isteği üzerine musiki icra etmek yasaklanınca Safiyüddin Abdulmumin Sufi halifenin huzuruna çıkıp şöyle dedi:
“Bu musiki ilmi yüce ve hoş bir ilimdir niçin yasaklıyorsunuz?”
Abdulmümin sufi,ardındanda Halifeye güzel ses ve musiki için deliller sundu.
İmam Ebu Hanifi’nin Ebu Hammad adında çer-çöp satarak geçinen ve geceleri beyit söyleyip gezen bir komşusu vardı. Onu evinden dinleyen imam, iki gece komşusunun sesini duymayınca çevresinden soruşturur.
Ebu Hammad’ın şarkı söylediği için hapse atıldığını öğrenince onu zindandan çıkartır. dedi ardındanda şu örneği ekledi:
Musuki için Peygamber Efendimizin(S.A.V) veda haccı senesi arkadaşı Ebahşe’ye söylediği sözü hatırlattı:
“Öyle teğanni et. Ta ki develer bunun tesiriyle aşırı harekete gelip üstündeki Harem-i Humayun’u rahatsız etmesinler”
Halife’nin meclisindekiler Abdulmumin Sufi’ye sordular: Hayvanlara musiki tesir eder mi? Sufi devam ederek şunları söyledi: Bir deve getirmelerini emredin. Kırk gün kırk gece hapsedip aç bırakın. Sonra önüne su koyalım ve müziğe başlayalım. O deve suyu bırakıp müziği dinlemeye başlarsa anlarsınız ki bu yüce bir ilimdir. Eğer müziğe asla iltifat etmeyip suya rağbet ederse bu ilimin varlığı yoktur.
Bunun üzerine halifenin emriyle bir deve kırk gün aç ve susuz hapsedildikten sonra Bağdat alimleri ve Halifenin huzurunda suya salınır . İpinden boşalan deve suya koşmuşken Abdulmümin Sufi musikiye başlar. Deve suyu bırakıp müziği dinlemeye başlar. Üç kez tekrar eden bu hareket sonunda deve gözlerinden yaşlar boşanıp sudan uzak, musikiye yakın durur. Mecliste bulunan ulemanın hepsi şaşırıp hayran olurlar ve Abdulmumin Sufi’yi ziyadesiyle ağırlarlar.
Bu metinde kastedilen müzikler, popüler kültürün ürettiği ve çeşitli pazarlama yöntemleriyle dolaşıma sunduğu, milyarlara ulaşan ve hızla unutulan bir takım tınılar değildir.

AYŞE KAHVECİ
MART 2006

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: