Kuş Dili (Mantıku’t-Tayr)

Bismillah_by_samirmalik.jpg

Feridüddin Attar, Nişabur’da 1120’da doğmuş ve muhtemelen 1194’da vefat etmiş ünlü bir şair ve mutasavvıftır. Hekim ve eczacı olmasından dolayı Attar olarak anılmaktadır. Tac’ül Ârifin Necmettin Kübrevi’ye bağlı olmakla birlikte; benimsediği tasavvuf anlayışı bir sistemden ziyade İşrâki’dir.

Hz.Mevlâna, Şeyh Galip ve diğer mutasavvıflar tarafından yüceltilen Attar, çoğu günümüze kadar ulaşan pek çok eser bırakmıştır. Bunların arasında en ünlüsü 1187’de yazmış olduğu Tuyûrnâme (Mantıku’t-tayr veya Mantık Al-Tayr) adlı 4931 beyitten oluşan eseridir.

Attar, Kuşdili veya Kuşlar Meclisi olarak da bilinen bu mesnevî tarzı eserinde, tasavvufun Vahdet-i Vücûd anlayışını anlatır. Eserde çok zengin bir sembolik dil kullanılmış ve Hakikât’i arayanlar, yani Hakikât Yolunun Yolcuları kuşlarla simgelenmiştir.

Hüthüt adlı kuş onların önderleri, kılavuzları, yani mürşitleridir. Aradıkları Simurg adlı efsanevî kuş, Allah?ın zuhûr ve taayyünüdür. Tabii, zuhûr ve taayyün aslında bizzat kendilerinden ibarettir. Ancak, Vahdet-i Vücut’a, yani Varlık Birliği’ne ulaşanlar, ‘halkın Hakk’ın zuhuru; Hakk’ın halkın bütünü olduğunu’ idrak edebilirler.

Kuşdili aşağıda özetlenmeye çalışılacaktır.

” Günlerden bir gün, dünyadaki bütün kuşlar bir araya gelirler. Toplanan kuşların arasında hüthüt, kumru, dudu, keklik, bülbül, sülün, üveyk, şahin ve diğerleri vardır. Amaçları, padişahsız hiç bir ülke olmadığı düşüncesiyle, kendilerini yönetmek üzere bir padişah seçmektir. Hüthüt söze başlar ve Hz.Süleyman’ın postacısı olduğunu belirttikten sonra; kuşların Simurg adında bir padişahları olduğunu söyler. Ama, hiç bir kuşun haberlerinin olmadığını, herkesin padişahının daima Simurg olduğunu belirtir. Ancak, binlerce nur ve zulmet perdelerinin arkasında gizli olduğu için bilinmediğini ve onun ‘bize bizden yakın, bizimse uzak’ olduğumuzu anlatır. Simurg’u arayıp bulmaları için kendilerine kılavuzluk edeceğini ilave edince; kuşların hepsi de hüthütün peşine takılıp onu aramak için yollara düşerler. Kuşların hepsi de Simurg’un sözü üzerine yola revan olurlar! Ama, yol çok uzun ve menzil uzak olduğundan; kuşlar yorulup hastalanırlar. Hepsi de, Simurg’u görmek istemelerine rağmen, hüthütün yanına varınca ‘kendilerince geçerli çeşitli mazeretler söylemeye’ başlarlar. Çünkü, kuşların gönüllerinde yatan asıl hedefleri çok daha basit ve dünyevî’dir (!) Örnek olarak, bülbülün isteği gül; dudu kuşunun arzuladığı abıhayat; tavuskuşunun amacı cennet; kazın mazereti su; kekliğin aradığı mücevher; hümânın nefsi kibir ve gurur; doğanın sevdası mevki ve iktidar; üveykin ihtirası deniz; puhu kuşunun aradığı viranelerdeki define; kuyruksalanın mazereti zaafiyeti dolayısıyla aradığı kuyudaki Yûsuf; bütün diğerlerinin de başka başka özür ve bahanelerdir. Bu mazeretleri dinleyen hüthüt, hepsine ayrı ayrı, doğru, inandırıcı ve ikna edici cevaplar verir.

Simurg’un olağanüstü özelliklerini ve güzelliklerini anlatır. Hüthüt söz alır ve şunları söyler. Söyledikleri, ayna ve gönül açısından ilginçtir:

Simurg, apaçık meydanda olmasaydı hiç gölgesi olur muydu?Simurg gizli olsaydı hiç âleme gölgesi vurur muydu?Burada gölgesi görünen her şey, önce orada meydana çıkar görünür.Simurg’u görecek gözün yoksa, gönlün ayna gibi aydın değil demektir.Kimsede o güzelliği görecek göz yok; güzelliğinden sabrımız, takatımız kalmadı.Onun güzelliğiyle aşk oyununa girişmek mümkün değil.O, yüce lûtfuyla bir ayna icad etti.O ayna gönüldür; gönüle bak da, onun yüzünü gönülde gör! Hüthütün bu söylediklerine ikna olan kuşlar, yine onun rehberliğinde Simurg’u aramak için yola koyulurlar. Ama, yol, yine uzun ve zahmetli, menzil uzaktır? Yolda hastalanan veya bitkin düşen kuşlar çeşitli bahaneler, mazeretler ileri sürerler. Bunların arasında, nefsanî arzular, servet istekleri, ayrıldığı köşkünü özlemesi, geride bıraktığı sevgilisinin hasretine dayanamamak, ölüm korkusu, ümitsizlik, şeriat korkusu, pislik endişesi, himmet, vefa, küskünlük, kibir, ferahlık arzusu, kararsızlık, hediye götürmek dileği gibi hususlarla; bir kuşun sorduğu ‘daha ne kadar yol gidileceği’ sorusu vardır. Hüthüt hepsine, bıkıp usanmadan tatminkâr cevaplar verir ve daha önlerinde aşmaları gereken ‘yedi vadi’ bulunduğunu söyler. Ancak, bu ‘yedi vadi’yi aştıktan sonra Simurg’a ulaşabileceklerdir.

Hüthütün söylediği, ‘yedi vadi’ şunlardır.

VADİLER / MERHALELER :

1.Vadi İstek

2.Vadi Aşk

3.Vadi Marifet

4.Vadi İstigna

5.Vadi Vahdet

6.Vadi Hayret

7.Vadi Yokluk (Fenâ) BEKÂ

Kuşlar gayrete gelip tekrar yola düşerler? Ama, pek çoğu, ya yem isteği ile bir yerlere dalıp kaybolur, ya aç susuz can verir, ya yollarda kaybolur, ya denizlerde boğulur, ya yüce dağların tepesinde can verir, ya güneşten kavrulur, ya vahşi hayvanlara yem olur, ya ağır hastalıklarla geride kalır, ya kendisini bir eğlenceye kaptırıp kafileden ayrılır. Bu sayılan engellerin hepsi de Hakikât yolundaki zulmet ve nur hicaplarıdır. Bu hicaplardan sadece otuz kuş geçer. Bütün vadileri aşarak menzil-i maksudlarına yorgun ve bitkin bir halde uzanan bu kuşlar, rastladıkları kişiye kendilerine padişah yapmak için aradıkları Simurg’u sorarlar. Simurg tarafından bir görevli gelir? Görevli, otuz kuşun ayrı ayrı hepsine birer yazı verip okumalarını ister. Yazılarda, otuz kuşun yolculuk sırasında birer birer başlarına gelenler ve bütün yaptıkları yazılıdır. Bu sırada, Simurg tecelli eder? Fakat, otuz kuş, tecelli edenin (!) bizzat kendileri olduğunu; yani, Simurg?un mânâ bakımından otuz kuştan ibaret olduklarını görüp şaşırırlar. Çünkü, kendilerini Simurg olarak görmüşlerdir. Kuşlar Simurg, Simurg da kuşlardır. Bu sırada Simurg’dan ses gelir: ‘Siz buraya otuz kuş geldiniz, otuz kuş göründünüz. Daha fazla veya daha az gelseydiniz o kadar görünürdünüz. Çünkü, burası bir aynadır!’

Hasılı, otuz kuş, Simurg’un kendileri olduğunu anlayınca; artık, ortada, ne yolcu kalır, ne yol, ne de kılavuz… Çünkü, hepsi BİR’dir. Aynı, aşıkla, maşukun aşkta; habible, mahbubun muhabbette; sacidle, mescudun secdede; bir olması gibi…

Aradan zaman geçer, ‘fenâda kaybolan kuşlar yeniden bekâya dönüp?, yokluktan varlığa ererler?’ Kuşdili sembolizması yukarıda özetlenmiştir.

Attar, ‘ölümden sonraki ölümsüzlüğün sırrına’ lâyık olacakların bilinciyle; ancak, bunları yazabilir Kuşdili olarak; sembolik lisanla! Tabiî ki, okuyup da anlayanlara (!)… Kuşdili, mesnevî anlam ve kapsam olarak zengin bir sembolizmadır.

Kuşlar, ‘Hakikât Yolunun Yolcuları’ ; Simurg, ‘Hakikât’ olarak tanımlanır.

İnsan ömrünün engebelerine eşdeğer merdiven basamaklarını çıkabilmek ve sonunda ancak çok az kişinin hedefine ulaşabilmesi şeklinde düşünülebilir. Bunlar, tekamül merdiveninin, İstek’ten Fenâ’ya doğru çıkan basamaklarıdır. Açıklandığı gibi, kuşların bazıları, Fenâ?dan daha ileri gide­rek Fenânın da Fenâsını, yani Bekâ’yı idrak eder. Sembolik evrende terk etme , yegâne kemalât yoludur. Bu sembolizmada, kuşlar sâlikleri, kılavuz Hüdhüd kuşu mürşidi temsil eder.

Sîmurg (otuz kuş), yani Anka ise, Allah’ın zuhûr ve taayyünü­dür. Tûyurname, bir vadiden öteki vadiye sırayla geçilerek olgunlaşmak şeklinde kuşlarla temsil edilen ilginç bir örneğidir.

Reklamlar

41 thoughts on “Kuş Dili (Mantıku’t-Tayr)

  1. DERYA 4 Ocak 2007, 12:35 Reply

    sadece önemli yerleri olsaydı daha iyi olurdu çok uzun.

  2. ECE 4 Ocak 2007, 6:35 Reply

    bu metin hangi geleneğe bağlı kalınarak oluşturulmustur? yardımcı olursanız sevinirim

  3. Mecazz 4 Ocak 2007, 10:29 Reply

    Mantıku’t-Tayr(Kuşların Dili); divan edebiyatı geleneğine göre oluşturulmuş, mevnevi nazım biçiminde yazılmış, bizde Gülşehri’nin yazdığı bir eserdir. Aslını İran edebiyatında Feridettün Attar yazmıştır.

  4. merve 6 Ocak 2007, 4:39 Reply

    YA ÇOK UZUN BU ÖNEMLİ YERLERİNİ YAZSAYDINIZ KEŞKE AMA YİNEDE TEŞEKKÜRLER SİNOP ANADOLU LİSESİ EDEBİYAT BÖLÜMÜ 10 G YE SELEMLAR

  5. talha 8 Ocak 2007, 7:43 Reply

    ya abi bu uzun ama ders verici bunu okumadım ama oyle tahmin ediyorum neyse odevimi yaptım ve rahatım 10 fen a suseal sakarya

  6. KADER 9 Ocak 2007, 4:56 Reply

    ya çok fazla uzun.. bi arkadaş kısaltmış ben bi tek orayı okudum.. gereksiz yerler yazılmamalıydı bencee.. kısaltan arkadaş çok sağolsun.. 10 tmc–istanbul

  7. KÜBRA 10 Ocak 2007, 6:26 Reply

    merhabalar eser çok uzun ama gene de çok güzel bir eser biraz daha kısa bir eser olsa da güzel olurdu ama elinize sağlık nevşehir anadolu ticaret lisesi and.10-B ye selamlar

  8. ELİFNUR 13 Ocak 2007, 9:37 Reply

    BEN YORUMLARI İSTEMEMİŞTİM KONU İLE İLGİLİ AÇIKLAMA İSTEMİŞTİM YAA BU BENİM ÖDEVİM NE YAPICAM ŞİMDİİİİ:(

  9. ilayda 13 Ocak 2007, 9:39 Reply

    10 /B SINIFINA SELAMLAR

  10. merfeeeeee 15 Ocak 2007, 8:12 Reply

    yasasınnnnnnn ıntashhh lısesınee slmlarrrr ayrıca edebıyat odewlerınden cok sıkıldım yaaaaaaaaaaaaa

  11. deniz elem nur 16 Ocak 2007, 9:18 Reply

    çok güzel olmuş teşekkür ederiz

  12. deniz elem nur 16 Ocak 2007, 9:19 Reply

    süper olmuş teşekür ederim istanbuldaki sınıf arkadaşlarıma 10\c iç mimarlık sınıfıma sevgilerimi yolluyorum

  13. belinda 16 Ocak 2007, 7:33 Reply

    çok saçma bence nefret ediyorum edebiyattan bir sayısal öğrencisi olarak

  14. mine 17 Ocak 2007, 7:56 Reply

    güzel olmuş bence uzun olmasa bir anlamı yoktu ödevimi çok süper saolun kim yaptıysa…sincan lisesi 10fb ye slm

  15. AHMET MERT 21 Ocak 2007, 8:49 Reply

    teşekürler ANADOLU MELEK LİSESİ GEMİ MAKİNALARI 10*D SELAMLAR

  16. bilge 22 Ocak 2007, 5:44 Reply

    güzel ama çok uzun.yinede teşekkürler.10 SOS B’ye sevgiler ve daha önceki sınıfım olan 8-B ye sevgiler.sizleri unutamadım

  17. selim 5 Şubat 2007, 10:07 Reply

    teşkler ödvim wardı iyi oldu saolun

  18. EDA 8 Şubat 2007, 9:03 Reply

    teşekkürler çok güzel olmuş ama diğer arkadaşların dediği gibi biraz kısa olsaydı daha ii olurdu.ben bi tm öğrencisi olarak sıkıldım sayısal arkadaşları düşünmek bile istemiorum.yeterince formülle uğraşmak zorunda kalıolar bide böle edebiyat ödewleriyle boğuşmak zordur herhalde.

  19. merve 11 Şubat 2007, 4:59 Reply

    ya valla çok uzun ama inş okucam. yorum okuduktan sonra yapılır ama ben bi yapim dedim.

  20. Duran 11 Şubat 2007, 7:52 Reply

    yaaa ama cok uzun keske biras daha kısa olsaydı

    ama neyse yinede teekür ederim saolun

  21. esra 12 Şubat 2007, 6:33 Reply

    aal 10-d ye slm

  22. yagmur 12 Şubat 2007, 7:33 Reply

    uzun ama gusel olmş sağolun ödewm vardı iyi oldu.. Zonguldak Erdemir Anadolu lisesi 10 TM D ye selamlarrr…

  23. sevtap irem 13 Şubat 2007, 8:08 Reply

    MERHABA BU YAZIYI KİM DÜZENLEYİP YAZDIYSA ELİNE SAĞLIK ÇOK GÜZEL OLMUŞ. ONUN SAYESİNDE ÖDEVİMİ TAMAMLAMIŞ OLDUM. ARKADAŞLAR BAZILARINIZ UZUN OLMASINDAN ŞİKAYET ETMİŞSİNİZ AMA BENCE KISA YAZILSAYDI ANLAMINI KAYBEDERDİ. EMİNİM BENCE BU KISALTILMIŞ HALİDİR ZATEN….
    MERSİN ŞEVKET POZCU LİSESİNE SELAMLAR…

  24. güray taydaş 14 Şubat 2007, 10:26 Reply

    özellikleri,dili ve şekil biçimi hakkında bilgi verirmisiniz_???

    • ali 19 Ocak 2011, 7:23 Reply

      bir kuş ile konuşmak için kuş diline gerek yok
      bir kuşa bir şeyi her sabah saat 00.06’da istediğin sözü
      söyle bir sabah o da sana söyler.

  25. gmz 14 Şubat 2007, 4:26 Reply

    bencede biraz kısa olsaydı daha ii olurdu yinede hazrlayanlara teşekkürler bi sayısalcı olarak edebiyatı sevyrm ama araştırmak çok zor geliyyooo

  26. yasemin 14 Şubat 2007, 4:49 Reply

    ödevim icin cok yardımcı oldu tesekkürler manisa hasan türek anadolu lisesi ne selamlar

  27. pelin 14 Şubat 2007, 5:42 Reply

    gerçekten çok güsel ellerinize sağlık!!!!! 10 tm a

  28. çakalı ESMA 15 Şubat 2007, 6:50 Reply

    YA NIE ODEVLER BANA COK YARDIMCI OLDU BUNLARIN SAYESINDE 5 GELDI AMA SOZELLERI TMCILERI HIC DUSENEMIORUMYAZIK BEAH!!!BU YAZII HAZIRLAYAN ARKADASTA SAOLSUN THANKS CANIM BENIM HAQ BU ARADA GOLCUK CAKA BEY ANADOLU LISESI 10 FC SINIFINA SEVGILER SIZI SEVIYORUM CANLARIM:)))

  29. cansuuuuu 15 Şubat 2007, 11:25 Reply

    çok sağolun diğer arkadaşlarında dediği gibi biraz kısa olsa daha çok makbule geçeçecekk herkese yeni dönemde başarılar…

  30. irem 14 Mart 2007, 8:46 Reply

    mantıku’t-tayr’dan hareketle oğuz Türkçesiyle yazılan ögretici metinler anlatım biçimleri bakımından kaça ayrılır

  31. Mecazz 16 Mart 2007, 6:12 Reply

    Manzum metinler ve mensur metinler diye ikiye ayrılır.

  32. KUŞ DİLİ VE EDEBİYATI 21 Temmuz 2008, 9:08 Reply

    KUŞ DİLİ VE EDEBİYATI
    Uçan kuşa borcu olan bir ülkede;yargı kuşbaşı et gibi doğrandığında; horoz ötüp su içince,yağmur yağmadan kuşu kuşla avladılar. Keklikler vuruldu, şahinler yanlış dala kondu, ergen konan horozların başı bulunamadı.

    Siyasetçi taklacı güvercin figurlerine her yenisini eklediğinde, bir taşta iki kuş vuruldu.

    Gazeteci muhabbet kuşlarının kimisi,haberleri görmek istediği gibi verdi. Esefle karşılayan diğerlerinden bir iki muhabbet kuşunun adı sürülerin aralarında zikredildi ki; minik kuş bile olayların hızına yetişemedi.

    Martılar özgürlüklerini kendi eleriyle kelepçelerken; leylekler silahları getirdi. Göçmen kuşlar yine hakikati başka ülkelere götürürken,kartal pençesini kilometrelerce uzaktan gösterdi.

    “Dengiyle uçmayan karganın sesi havadan değil tavadan gelirken” meclis kuşları birlikte yükseklerden seslendi: Cik cik cik cik… E ee kılavuzu karga olanın… Bu dili konuşmak için ne hazreti Süleyman olmak gerekiyor; ne de edebiyatını yorumlamak için filozof…

    Oyları üleştirme derdinde gezinirken akbabalar,yalan yanlış bilgilerle karabatak gibi bir dalıp bir çıkan halk,olayların akışıyla kuşların kafeslere konuşunu seyrediyor umarsızca…

    “Bülbülün çektiği dili belasıdır” sanırsınız aman ne gam “leyleğin ömrü laklakla geçerken” pelikan gagasından baklayı anca anca çıkardı. Bundan böyle bülbül yuvasına kuşkonmaz lakin, baykuşu saymazsak tabi.Çünkü malum ne olursa olsun “baykuş viraneyi gülüstana değişmez.”

    Aslında yukarıda sözü edilen ülkede her kuşun eti yetmez ama bu ülkenin çatısı büyük olduğundan olsa gerek bu kadar kuşun çokluğu… Lakin “kuş var eti yenir, kuş var eti yedirir.” Bir kuş giribi olayı vardı birkaç sene önce şimdi bir kuş garibi bir kuş garibi daha İnci Aral’ın Ölü Erkek Kuşlar’ına taş çıkarırcasına…

    Bir kuşluk vakti, kuş sesleri destanlara yayıldı,insanlar buna aptal olup şaşırdı ama yine de ümidi kesmeyelim sütü belli olmayan kuşa süt nasip olsaydı,destandan değil anasından olurdu.

    Sizce de ögöylege degeyegil mi ?

    Hülya YALIM

    • Mahoni 22 Temmuz 2010, 2:00 Reply

      Keşke Mantuk at Tayr kitabını okusaydınız. Böyle gereksiz şeylerler hiç uğraşmazdınız. Belli ki çok ciddi bir yeteneğiniz var yazmasını biliyorsunuz. O kitapta bu yazdıklarına peş para dahi değer verilmiyor biliyormusunuz. Cennetten bile vazgeçilmesi gerektiğini anlatıyor, değil ki üç beş siyasi muhabbet, üç beş oy, veya sistem top tüfek silah,, Keşke okuyup değerlendirme yapsaydınız..
      Selamlar..
      Mahir.

  33. gizo 21 Şubat 2009, 3:14 Reply

    BeNCe SüPeR şEyLeR aNlAtIlMıŞ eDEbİyAt HoCaMıZ oLaN sEnEm hOca bİzE aNlAttIğI GıBI eLlErInIzE sAğLıK

  34. ahmed emre 29 Mayıs 2009, 8:28 Reply

    Şu dünyada bir ödev mi var. Kimse şu güzelim kitapları hocaları için mi okuyorlar? Attar gibi büyüklere saygısızlıktır bu. (ks)

  35. bbiilllaalll 8 Haziran 2009, 3:08 Reply

    bennccee iyi bir dil şifre için eennn gggüüüüzzeell şşşeeyyy

  36. nilgün 2 Mart 2010, 7:11 Reply

    çok teşekkürler ödevimi yaptım ellerinize sağlık canlarım
    9 a sınıfına selamlar

  37. Mahoni 22 Temmuz 2010, 1:56 Reply

    Arkadaşlar ben bu kitabi bir kez okudum, olmadı, ikinci kez okudum yine olmadı, şu an üçüncü kez okuyorum. Yeni yeni birşeyler anlamaya başlıyorum. Bazı arkadaşlar özeti çok uzun bulmuş. İnanın bir kez okuyun bir hikayenin dahi bu özetten daha çok yer tutacağını göreceksiniz ki,, onlarca hikaye var. Kitapta yola çıkan her bir kuş türü insan benliğinde bulunan bir hissiyatı, bir duyguyu işaret eder. Mesela bülbül, insandaki Allah dışında kalan bütün sevgileri, mesela papağan cenneti kazanmış bir kulu, gibi. Ama ne dünya sevgisi ne de cennet sevgisi bu yolun yolcusunun azığında olmaması gerekendir. İdrakinizi biraz zorlarsanız bir çok sorunuzun cevabını rahatlıkla bulabilirsiniz. Bu Zat’ın kim olduğunu bilmeyenler için ise şunu söyleyeyim. Mevlana hazretleri der ki, biz mana boyutunda daha bir köşe başı dönmemişken, Feridettin ATTAR büyük caddeler folta atardı. Zaten Mevlana’ya da az da olsa hocalık yapmış bir kişi. Dikkatli okuyun anlayacaksınız. Anlayınca bir daha okuyacaksınız. Örneği vadiler var,, o vadilere girip çıkmak her babayiğitin harcı değil, ne demek aşk vadisi, istiğna vadisi.. Okuyun arkadaşlar.. Eğer anlamakta zorluk çekeceğiniz yerler olursa soranlara yardım edebilirim. Ama ille de okuyun..

  38. eren 10 Ocak 2011, 2:51 Reply

    burda simdi mantıku’t tayr hakkında bilgi mi verilmiş? ona göre alacam hepsını ..biri ltfen cevap versn soruma…

  39. _ASUELA_ 17 Mart 2011, 8:11 Reply

    Ben hayatımda bu kitap kadar(Kur’an-ı Kerim hariç) değerli bir kitap görmedim…Nasıl anlatsam bilmiyorum ama..altın değerinde bir kitap…Simug’a yani hakikate..yani Hakk’a ulaşmak için bu 7 vadiyi geçmek gerek…Kitabı bitirdiğimde büyük bir üzüntü içindeydim…Bitöesini istemediğim bir kitaptı…O günden bu güne Feridüddin Attar’ı da dularımdan eksik etmiyorum…yani onun istediği gibi…Ne mutlu bana..ne mutlu o kitabın içindeki sırları çözenlere..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: