Merhabalar olsun, merhabalar
Yayla çiçeğim, kırk ikindim, dili-bahar!
Söyle söyle hangi sözcükler
Gülle çiğ arasında nenniler seni
Annem misin, oğlum musun hey
Miraç yüzlü
Ne çektimse, sevgiden.
Sinemin karanlığını götürüp kader
Sürmeli gözlerine.
Ölüm bile karaltılarla, aşk ile yâr
Gözlerine bahanesiz varılmaz ki!
Ah deli meşkler simyası
Yola çıkılan yerdeki sessizlik
Biliyorum, Tanrıdan bir armağan
Huzura yaklaştıran bir armağan
Ama senden geri gelen bu şiir
Yüzümde çizik çizik, bozkır fihristi.
Giderken dağ kekiği ıslıklayan sesin
Şimdi hiçbir kuşun gagasına sığmayan cıvıltı
Hiçbir yüreği ağırlamayan salıncak
İşte bak! Sürmelim, ana dillim, sıla nefeslim
Göğeriyor toprağın alfabesi
Göğeriyor kalbim
Bozkırın sarı derinliğinde.
Gel benimle hâlleş.
Dilleş benimle
Nisan ayinine dönüşür dilimdeki yağmur
Yağmur düşleyen taş, belki de!
İnceliğin inceliğimin harmanı
Dokunduğun yerler hâlâ gül kanı
Gözü bahar
Gönlü bahar
Gönle bahar
Yâr. yâr. yâr!..
Ben de şaştım
‘Sefer midir, tahammül mü aşkın çaresi?’
İSMAİL KARAKURT
Mahrem Mecazlar, Hece Yayınları, 1999 Ankara
Son Yorumlar