
İşte kibritin yanışı
Beni çocukluğuma taşıyan geyik
Boşluğu şiirleştiren duman
Mevsim kar
Göl saatleri’nden uçuşan kabarcıklar
Gibi sokaklarda kar sesi. Yazının devamını oku »

İşte kibritin yanışı
Beni çocukluğuma taşıyan geyik
Boşluğu şiirleştiren duman
Mevsim kar
Göl saatleri’nden uçuşan kabarcıklar
Gibi sokaklarda kar sesi. Yazının devamını oku »

Bu sıralar her sabah uyandığımda, evvela perdeyi aralıyorum. 
Sanırım kar yağmasını bekliyorum…
Beyaz düşler kurayım istiyorum pencerenin önüne oturup. Kar İlahisi okumak için hevesim kırılıyor.
Buralara kar mar yağdığı yok.
Gün boyunca facebook’a bakıyorum, kitapları karıştırıyorum, televizyona göz atıyorum, bir de mesir çayından yudumluyorum…
Vakit uçtu, ikindi oldu…
Bahçenin sarılı, morlu, alacalı kızlarıdır hercai menekşeler…
Unutup yarı yolda bıraktıklarını;
Ah hercai! Cömertçe sergilediğin nedir?
“Karı seviyorum, kıvır kıvır olmuş haliyle
Her şeyi sıkıca elinde tutuyor,
Örtüyor aşağıdaki her şeyi,
Kuluçkaya yatmış beyaz güvercinler gibi…”
(Jhon Clare)
ve şair
kuşlar kadar özgür
portakal çiçeğine gülümseyerek
dokuzyüzaltmışdört’ten
saymaya
başlıyor;
âşık olalı kaç yıl
ölümüme kaç yıl
âşık olalı kaç yıl
ölümüme kaç yıl
âşık olalı kaç yıl
ölümüme kaç yıl
derken
ve devam ederken
kırk beş ha!
Vayy! Demek kırk beş ha!..
Son Yorumlar