‘eylülun sesiyle’ edip cansever

28 09 2008
‘…
her şey o kadar dokunaklı ki
eylülsem, istemeden kırılıyorsam bazen
dağınık, renksiz bir mozayik gibiysem
üstelik yalnızsam bir de -telefonda kuş sesleri-
aynalardan duvarlara bir üzünç akıntısı
bu dünyada çekingen olmak çok iyi bir şeydir baylar.

…’eylülun sesiyle’edip cansever
 




Eylül beni de bitirdi

28 09 2008

Eylül geldi. Gidiyor. Bitti. Beni de bitirdi. Bu diş meselesi ne zor şeymiş. Tam iki bir buçuk aydır dişçiye git gel. Med cezire döndüm. Ruhta olan bitenler. Sonbaharın bu ilk ayında anam ağladı.  Herkeste okul telaşı bende ağrı sızı. Yedi kilo verdiğime üzülsem mi sevinsem mi? Ah ağzımdaki şu  yaralar olmasaydı hem de nasıl sevinirdim!…  Okul dönüşü yorgun argın dönerken, bir de insanın bünyesi yeni bir mevsime kendisini hazırlama çabası. Bu da az şey değil…

Bütün sıkıntıya rağmen bir orucu daha gönderiyoruz bereketiyle…

Dilerim ömrümüz de bu bereketten payını alır…

 

İsmail Karakurt





Güzde Bahar Duyguları

28 09 2008

“Her sene yalıya dönünce baharın genç tenli, uzun boylu, mavimtrak günlerine kavuşurduk. Hayat sanki yeniden doğar, ağaçlar yeşillenir, beyaz ve pembe çiçekleri ve erguvanlar da lâlden alevlerini açarken. Çiçek kokularıyla dolgunlaşan hava gönlümüzü bir saadetle kaplar. Her şey kolaylaşmaya, revanlaşmaya başlar… Boğaziçi’nin kendine mahsus tatlı bir sessizliği ve onunla iç içe geçen, bütün günler ve geceler boyunca devam eden ve değişen kendine mahsus sesleri vardır…”

Abdülhak Şinasi Hisar





Bahar Kor Dudaklı

28 09 2008

 “Bahçeye çıkıp bu masmavi gün için Tanrı’ya şükrediyorum… Kırlangıç bir çalımla sesini kuyunun derinliklerine yolluyor, karatavuk düşen portakallara ıslık çalıyor, ateş parıltılı asmakuşu meşe ağacının üstünde ötüyor, baştankara kuşu okaliptüsün tepesinden incecik bir kahkaha koyuvermiş, büyük çam ağacında da serçelerin sürüp giden şamatası. Ne güzel bir sabah… Dört bir yanda bin bir renkli kelebekler oynaşmakta; çiçeklerin arasında, evin içinde, çeşmede. Çevredeki tarlalar yeni bir dirilikle çatlayıp, açıyorlar. Kocaman bir ışık peteğinin ortasında, tutuşmuş bir gölün göbeğindeyiz sanki…”

“Platero ile Ben” Juan Ramon Jimenez