İsmail Karakurt Yozgat/Sarıkaya’da yaşıyor. Edebiyat öğretmeni… Daha önemlisi şair. İlk kitabı Simurg MEB yayınları arasından 1992’de çıkmıştı. Aradan sekiz yıl geçti. Karakurt, şimdi “Sen yoğ isen /Aşk olmaz” mısralarıyla başladığı ikinci şiir kitabı Mahrem Mecazlar ile okuyucu karşısında.
Hemen söylemeliyim ki, şiir adına endişeli sözlerin söylendiği bir zamanda Karakurt yeni kitabıyla şiir iklimimize yeni tadlar, renkler getiriyor.
Kitabın bence en önemli tarafı, büyük bir sabır ve özenle kendi derûnî âleminde imalı konuşan bir şairin bir iç öykü/konuşması olması. Dolayısıyla kitapta şairin kendisi var. Şair, söz oyunlarına gerek duymadan varlığın ve hayatın metafizik anlamı üzerinde yoğunlaşarak tamamen beşeri bir dünyayı ve onun özge macerasını anlatmış. Dünyası kendi kalbi ve ruhu. İçindeki sarnıcın suları sessizce dışarı sızıyor. Karakurt, dış’a da kapalı değil. “Semah eden ceylanları. Dağlarda çiçek devşiren rüzgarı görecek kadar kalp gözü açık.” Fark, bakışında… “Cenge girip hırkamı yaktım/Her şeye hikmet penceresinden baktım” diyen şair bekliyor ve içindeki karşılıkla beraber gördüklerini bir “bozkır karıncası” nın tevazuu içerisinde ve hal lisanıyla kalplere konuşuyor ima ile ve yokluğun işaretleriyle. Üstelik varlığı yokluğun kapısında arayarak ve mahcup bir derviş edasıyla. Çünkü o, “yalnızlığın tekkesinde bir fakir” dır. Ve şiirinin dinamiği: “Şeyhim o gül Muhammeddir.”
Mahrem Mecazlar’da aşk var. Vareden ve varedilen her şeye ve herkese. Ve şairin aşk ırmağı akıyor kalbe…
(*) Mahrem Mecazlar, Hece Yay. Aralık 1999 Ankara)
( Yeni Şafak, 06 Mart 2000 Pazartesi )

“Ba’s� badel mevt” inanc�n�n nebatatta ne�v � nemas�n� seyreyledi�imiz ayd�r nisan… ��yle bir ge�erken u�rayal�m dedim. G�zel bir s�rprizdi. eline sa�l�k hocam.
Eyvallah karde�…