Kış Ortasında Kararsız
Yeniden baharı yakalamak mı?
Ezgileri takılıyor aklıma bu uzun uzadıya yolculukta. Ruhumun dinmeyen ağrısına sen ekleniyorsun bir de renkler, kokular, ezgiler. Renklerin, kokuların, ezgilerin ayırdımını yapabilirim; sonra onlardan bir senfoni de kurabilirim, yapabilirim bunu… Seni ne yapacağım? Bak işte anılar canlanıyor narçiçeğinin ateş renginde, portakal çiçeğinin kokusunda… Yitirilmiş çocukluk duyguları dediğim bir anda bu beyaz kağıtlar üzerine notlar düşüyorum. Acımın, öfkemin, sevgimin notlarını… Kağıtlar kirleniyor ve sana söylenecek sözler bulamıyorum artık, kelimeler kirleniyor… Elime ve kalemime söz geçiremezken elim ve kalemim kirleniyor. Bütün bunlar içinde canım yüreğim kirleniyor, ömrüm kirleniyor… İhanet ediyor elim, kalemim, yüreğim sana, sen kirleniyorsun.
Yitirilmiş çocukluk duyguları işte.
Portakalın o iç bayıltan kokusunda bütün bunlar silinip gidiyor. İşte şimdi o çocukluğumun masalımsı kucağındayım… Çocukluğun öylesine farklı kokuları, renkler ve ezgiler var ki..Sonra sonra nar çiçeğinin o içimi yakan ateş kırmızısı.. Sevgili mukadderin-İlk kızım benim(kardeşim)- yanarak vakitsiz ölümü dört yaşında. Ne acıdır on iki yaşında kucağınızda ölümün soğukluğunu duymak –baba mı isterim, üç titreme –Sonra tınnnnnnnnnn bitmez bir boşluk. Babaannemin bağrışları… kalabalık, kalabalık, kalabalık…Yinede bütün bunlara rağmen hafızamda onun güzel yüzü ve elindeki nar çiçeği kalmış içimi yakan.
Yitirilmiş çocukluk duyguları işte…
Sonra kabak çiçeği ve akşamsefalarının bir açıp bir kaybolan çiçekleri-anılarımız gibi-
Yitirilmiş çocukluk duyguları işte..
Saat çiçekleri ile dön Karacoğlan dön çiçeklerinin devinimlerinin hayatı imlediğini büyüyerek, acı çekerek, öğrenecek ve yoluna içinden bir ıslık çalarak giderim. Bütün bunlar içinde seni nereye koyayım bir renk, bir koku, bir ezgi söylemişken bana…
Ayşe KAHVECİ
16 Mayıs 1991

Son Yorumlar