İsmail Karakurt’un MEB Yayınları Öğretmen Yazarlar Dizisi’den yayınlanan kitabının adı.
Bu lirik şiirler demeti, bu yıl Türkiye Yazarlar Birliğince şiir dalında yılın kitabı olarak ödüllendirildi.
Bu şiirler, biçim ve teknik olarak Sezai Karakoç-İsmet Özel çizgisinde söyleyişler. Yalnız günümüzde bir moda akım olarak birçok şairin katıldığı ve fotokopi gibi birbirine benzeyen taklitleri arasından hemen ayrılıyor.Bir kere şiir samimiyet işidir, İsmail burada kalabalıkların nabzını tutmak yerine kendi sevdalarını ve sancılarını terennüm ediyor, kendi türküsünü söylüyor. Arabeske düşmeden bir gizli aşkı, bir ince hüznü demliyor şiirlerinde. Bu özelliğiyle edebiyatımızda saf şiirin en güzel örneklerini veren Haşim’le aramıza bir köprü kuruyor sanki.Çirkinliklerin bizi iyice kuşattığı şu mekanik dünyada aşkı yeniden dirilterek her yaştaki insanı alıp gençliğine götürüyor.
İsmail’de bir türkolog olarak şiirin alt yapısı sağlam. Zevkli bir dil, sağlam bir sentaks ve klâsik şiirimizden esintiler var. Şair burada folklorden, menkıbelerden ve mitolojiden imbiklenmiş motiflerle renkli bir şiir dünyası kuruyor. Serbest çağrışımlarla bizi başka iklimlere götürüyor. Yine mensup olduğu tarz gereği pusluluktan faydalanıyor ve bir de onun verdiği ipuçlarıyla iç zenginliğimizi birleştirerek şairinkine paralel veya uzağında yeni dünyalar kurup yeni hazlar tadıyoruz.
Bu gözle okunduğunda “ Lekesiz Dağ Nergisi, Şâir, Simurg…” ne güzel şiirler.
Simurg kullandığı motiflerle bu toprağın sesi. Adresi belli olan bir şiir. Slogana ve didaktizme düşmeden millîlik de bu olsa gerek.
( Türkiye Kültür ve Sanat Bülteni, Şubat-Mart 1993 Ankara )
Son Yorumlar