‘Sizin Hiç Babanız Öldü Mü?

30 10 2005

Sizin hiç babanız öldü mü?

Benim bir kere öldü kör oldum

Yıkadılar aldılar götürdüler…. ……………

Cemal Süreya

Evet, her nefsin ölümü tadacağını daha yakından gördüm. Olan oldu, ölen babam oldu… (20 Ekim 2005 Perşembe, Kayseri) Sahur sularında göçüp giden babama bu kutlu ve aziz gecelerin bereketiyle Rabbim rahmetini esirgemesin…İnş.





‘Sizin Hiç Babanız Öldü Mü?

30 10 2005

Sizin hiç babanız öldü mü?

Benim bir kere öldü kör oldum

Yıkadılar aldılar götürdüler…. ……………

Cemal Süreya

Evet, her nefsin ölümü tadacağını daha yakından gördüm. Olan oldu, ölen babam oldu… (20 Ekim 2005 Perşembe, Kayseri) Sahur sularında göçüp giden babama bu kutlu ve aziz gecelerin bereketiyle Rabbim rahmetini esirgemesin…İnş.





KUŞ OLUYOR HATIRALAR

7 10 2005

Deftere en çok karanlıklar yakışır

Karanlık köşeleri yüreğimin.

 

 

Günden

Güne işaretler bırakıyorum

Kuş oluyor hâtıralar

Gülün kanı

Tenime giydirilmiş bir hırka

Gibi ışıyor kaderimi.

 

Kar aydınlığı ötüşlerle

Mezmur okuyor serçeler

Kâğıda damladıkça

Bir kaside tadındaki hayat

Uzak şehrin yollan birikiyor gözlerimde.

 

Her şeyi

Vahşi hayat bilgilerini bırakıp

Kulelere koşarak

Meleklerin tutuşturduğu aralıktan bakıyorum

Kuş oluyor hâtıralar

Güneşli bahçelerinde sonsuzluğun…

 

Deftere en çok karanlıklar yakışır

Güzelliği bizden ayrılan çocukların…





Çay Bardağında Eriyen Keder Bulanıklığı

1 10 2005

Taze çay demlemiş hanım, balkonda içmeye çağırıyor. İstemiyorum. Biraz zorluyor, gönülsüz de olsa “Tamam!” diyorum. Oturup karşı dağlara bakıyorum balkondan. Baktıkça beynimin geçmiş zaman pencereleri açılıyor. Çayımdan birkaç yudum içiyorum. İçtiğim her yudumun tadıyla biraz kederleniyorum.  Sevdiğim yerlerden ve insanlardan ayrı yaşamak, böyle bir duyguya sürüklüyor beni. Yüreğimi acıtıyor. Eti tırnaktan ayıran bir diken acısı gibi hasret. Hepsi bundan, hepsi bundan. Ama günün birinde, kederimin bulanıklığından mavi bir dumanın yükseleceğine inanıyorum.