BEN MEHMET OĞLU HÜSEYİN ALACATLI*

29 06 2005


















 

                                    “Geçtim dünya üzerinden”

 

Geçtim bir kuğu gibi süzülerek

Süt dişiyken harflerin henüz.

 

Biraz bulut, bir parça tüy, biraz da yağmur

Geçen gün telaşlı bir hoşçakal ömürden

Şeylerin üzerinden geçtikçe

Çılgın dalgalarla içimdeki deniz

Şeylerin üzerinden geçtikçe kaç kış nice bahar

İçimdeki karanlığı uluyan rüzgâr

‘Al heybeni sen de düş yollara’ esenlemesi

Ne olur a dostlar ‘ böyle sefer mi olur ‘ demeyin

Otuz kuş bir yürek, o yürekte ben de bir kuştum

Bir kuşlukta, bir’e uçtum.

 

 

 ‘Dağı dağ üstüne koy(dum) taşı taş üstüne’

 Taştaki susmuş fırtınayı dinledim, dağdaki sesi

 İşte kendi kendime hesaplaştığım kıyamet ateşi

 Duman içindeyim, Palandöken dumanlar içinde

 Ey zamanın sabırsızlık törpüsü, ey perşembe !

 Dün gece gördüğüm rüya hepten panik

 Felek çemberini öyle döndürdü ki

 Mevsimlere kimsenin hükmedemediği gibi

 Hiç bir mevsim kestiremez

 Hangi başın sıcacık bir yastığa

 Hangi başın da suların soğuk koynuna düşeceğini.

 

İçimdeki karanlığı uluyan kader

Ve gövdeye sızan zehir

Dönülmez burgaca sürüklerken suskunluğumu

Acı su, ıssızlık, suyun sesi acılarla

Yönünü şaşıran  akrep

Her şey bahane, susuz kalması Mimoza’nın da

Ah, yeni açmış nar çiçekleri

Bozkırı bozan, bozkır gelincikleri

Gülümsemek kuşları kalbimin kubbesine konan

 

İçimdeki karanlığı uluyan kader

Yolu bitiriyor işte

Şeylere ve harflerin ülkesi’ne açılan yolu

‘Her güzel şey bir masal’

Her güzel şey bir söyleşiyken

Elma çürüdü, kan damladı süte

Yaslandığım duvar rutubet

Bana hurûfî diyen

Durdurulmaz kuşlar

Durdurulmaz kükürt buğusu uykularda

Hiç bitmeyecek bir müzik için

Kendime hırka biçtim.

 

Yani ben Mehmet oğlu Hüseyin Alacatlı

Bir çocuk resmiydim çarşı pazar

Söküldükçe huma kuşunun kanatları

Gölgeme baktım, istemeyerek gölgesini

Kurtlar nehri solurken hızlı hızlı

Açılmaz kapıları açtım

Geçilmez kapılardan geçtim

Göğün çınlayan kapılarından

Yasak kapılarından büyük zaman’ın.

 

Yol bitti… hepsi hiç, hepsi bu.

 

*(Dergah Dergisi, Ocak 2004)


İşlemler

Bilgi

Yorum yapın