“Kalbinin Gizini Söyle”

30 06 2005

“Kalbinin gizini kendine saklama dostum!

Gizlice söyle bana, yalnız bana.

İnce gülümseyişinle sen, usulca fısıldarsın,

kulaklarım değil, kalbim duyar seni.

Gece derin, ev sessiz, kuş yuvaları uykuyla kefenli.

Kararsız gözyaşların, çekingen gülümseyişin

tatlı utancın, acınla kalbinin gizini söyle bana!”

Rabindranath Tagore





“Kalbinin Gizini Söyle”

30 06 2005

“Kalbinin gizini kendine saklama dostum!

Gizlice söyle bana, yalnız bana.

İnce gülümseyişinle sen, usulca fısıldarsın,

kulaklarım değil, kalbim duyar seni.

Gece derin, ev sessiz, kuş yuvaları uykuyla kefenli.

Kararsız gözyaşların, çekingen gülümseyişin

tatlı utancın, acınla kalbinin gizini söyle bana!”

Rabindranath Tagore





YÖRÜK TURNA*

30 06 2005













-ekrem demirli için-

 

söze ipek göle maya

çalar gidersin obadan,

uça ese meğer ne çok

cümle abdal, cümle mekan.

 

gül olur kara çalısı

oldum olası delisi

sürmesi, tütün iyisi

sevi toprağında darı.

 

dile acıyı aşılar

gün ışır, dili ışılar

uzun kavaklar hışılar

derelerden bir türküyü

 

onun ilacı dağdadır.

 

kanda tayın üşüdüğü

bir ses olur yoklar dünü

rüyasına Yörüklüğü

yayla tutmuş turnalardır.

 

*(Kum Yazıları, Ordu)





Kalbim Memleketimin Şarkıları

29 06 2005

“Kalbim memleketimin şarkılarıyla

Güven içinde: Giz ve yaseminin,

İçinde olmadan her şey, bütün lezzetiyle

Çamurun, ateşin ve suyun yaşamıyla,

Halkım!”

Adonis





SİMURG

29 06 2005

‘Eğildik

Güneşin bürdesi düştü üzerimizden’.

 

Yüzümüzde ikindiler birikir, dilimizde sözcükler

Zamanın korkuluğunda bir kuş

Gibi duruyordu evren

An’ı dolduran imgelerin dumanıydı

Yahut çağıltılı işaretler kervanı

Orda… yaprakların altına yazıyordu kalbimizi.

 

Başımızı döndüren kara taş oyunu

Gibiydi hayat

Eşiğimizde çılgın fırtına

Yüzümüzde açılıp kapanan ölümün defteriydi sanki

Yaz’ı  tüketip yazı üretiyorduk hep

Alnımızdakini görenler bile

Biliyordu  yaz(ı)ların bedevisi olduğumuzu

Orda… her şey ve herkes savruk deniz halindeydi.

 

Açılan temmuzun festivali

Giydiğimiz güneş ve çayırların serinlik yüküydü

Sözcükleri hüznün örsüne vurup

Uğultular çıkaran bir vadiydi kalbimiz

Yazın eskimiş çölünde

Kayalara düşmeden kuşlar

Yağmurları inci ve yakuttan işaretler bilirdik

Biz yağmurları hep böyle bilirdik

Orda… vedanın kanlı müziğinden önce.

 

Gecenin maskesini kaldırıp  nasıl

Sabahla  dökülürdük yollara

Eşiğimizde çılgın  bir fırtına

Sorguların tahtı kurulurdu göğsümüzde

Yüzümüz gülün

Ve ölümün dokunuş kitabı, sonsözdü

Güzeldi…

 

Kayıptı baharın içimize değip çekilen sesi

Sessizliğin rahmine akan fecir… Ve  o t u z k u ş!

 

(Simurg, İsmail Karakurt, MEB Yayınları, 1992 st.)




SİMURG*

29 06 2005

SİMURG 

İsmail Karakurt 1964 Yozgat/Sarıkaya doğumlu. Halen Yozgat/Sorgun-Çiğdemli Lisesi’nde öğretmenlik yapıyor. Simurg şairin ilk kitabı.Kitap Milli Eğitim Bakanlığı “Öğretmen Yazarlar Dizisi” içinde yayımlandı (1992).

Karakurt’un şiirinde ne var?Şairane bir mübhemiyet. Belki, bizi çeken budur. Ama değil; sadece bu değil. Ses var, iç ahenk var, mısra mükemmeliyetine ulaşma atılımı var. Bu atılım bazen mısralardan bentlere kadar ulaşıyor. Sonra Türk şiir tarihi ile usulca kurulan akrabalıklar: 

göl saatleri’nden uçuşan

kabarcıklar gibi sokaklarda

kar sesi 

Yazının devamını oku »





BEN MEHMET OĞLU HÜSEYİN ALACATLI*

29 06 2005


















 

                                    “Geçtim dünya üzerinden”

 

Geçtim bir kuğu gibi süzülerek

Süt dişiyken harflerin henüz.

 

Biraz bulut, bir parça tüy, biraz da yağmur

Geçen gün telaşlı bir hoşçakal ömürden

Şeylerin üzerinden geçtikçe

Çılgın dalgalarla içimdeki deniz

Şeylerin üzerinden geçtikçe kaç kış nice bahar

İçimdeki karanlığı uluyan rüzgâr

‘Al heybeni sen de düş yollara’ esenlemesi

Ne olur a dostlar ‘ böyle sefer mi olur ‘ demeyin

Otuz kuş bir yürek, o yürekte ben de bir kuştum

Bir kuşlukta, bir’e uçtum.

 

Yazının devamını oku »





BİR SİMURG ÖYKÜSÜ…

29 06 2005

          Bir kuşluk vakti salkım söğütlerin, yaşlı çınarların, at kestanelerinin kuytulaştırdığı yemyeşil bir alanda Hüdhüd etrafını saran kuşlara ufukların genişliğini, alemin sanıldığından daha büyük olduğunu, bir yere bağlı kalıp orada ölümü beklemenin anlamsızlığını anlatmaktadır. Varlıklarını anlamlı kılma gayreti içerisinde kuşlar. Hüdhüd’le beraber uzun ve meşakkatli bir yolculuğa çıkmaya niyetlenirler. Hedefleri uzak, çok uzak bir diyarda.

Yazının devamını oku »





BİR SİMURG ÖYKÜSÜ…

29 06 2005

          Bir kuşluk vakti salkım söğütlerin, yaşlı çınarların, at kestanelerinin kuytulaştırdığı yemyeşil bir alanda Hüdhüd etrafını saran kuşlara ufukların genişliğini, alemin sanıldığından daha büyük olduğunu, bir yere bağlı kalıp orada ölümü beklemenin anlamsızlığını anlatmaktadır. Varlıklarını anlamlı kılma gayreti içerisinde kuşlar. Hüdhüd’le beraber uzun ve meşakkatli bir yolculuğa çıkmaya niyetlenirler. Hedefleri uzak, çok uzak bir diyarda.

Yazının devamını oku »





Kuş Dili (Mantıku’t-Tayr)

29 06 2005

Bismillah_by_samirmalik.jpg

Feridüddin Attar, Nişabur’da 1120′da doğmuş ve muhtemelen 1194′da vefat etmiş ünlü bir şair ve mutasavvıftır. Hekim ve eczacı olmasından dolayı Attar olarak anılmaktadır. Tac’ül Ârifin Necmettin Kübrevi’ye bağlı olmakla birlikte; benimsediği tasavvuf anlayışı bir sistemden ziyade İşrâki’dir.

Hz.Mevlâna, Şeyh Galip ve diğer mutasavvıflar tarafından yüceltilen Attar, çoğu günümüze kadar ulaşan pek çok eser bırakmıştır. Bunların arasında en ünlüsü 1187′de yazmış olduğu Tuyûrnâme (Mantıku’t-tayr veya Mantık Al-Tayr) adlı 4931 beyitten oluşan eseridir.

Attar, Kuşdili veya Kuşlar Meclisi olarak da bilinen bu mesnevî tarzı eserinde, tasavvufun Vahdet-i Vücûd anlayışını anlatır. Eserde çok zengin bir sembolik dil kullanılmış ve Hakikât’i arayanlar, yani Hakikât Yolunun Yolcuları kuşlarla simgelenmiştir.

Hüthüt adlı kuş onların önderleri, kılavuzları, yani mürşitleridir. Aradıkları Simurg adlı efsanevî kuş, Allah?ın zuhûr ve taayyünüdür. Tabii, zuhûr ve taayyün aslında bizzat kendilerinden ibarettir. Ancak, Vahdet-i Vücut’a, yani Varlık Birliği’ne ulaşanlar, ‘halkın Hakk’ın zuhuru; Hakk’ın halkın bütünü olduğunu’ idrak edebilirler.

Kuşdili aşağıda özetlenmeye çalışılacaktır.

Yazının devamını oku »